Dövizden borsaya “yabancı bıyıklıların*” aldatıcı etkisi… Finansal okuryazarlığımız yok

Borsa’ya hızlı para girişi ve devamında hızlı çıkışlarının olması Türk ekonomisine “bıyıklı yabacılar” terimini soktu. Geçtiğimiz yıl Ağustos’unda yüzde 7’lik düşüşe denk gelen 700 milyonluk dolarlık erime ise “yabancı bıyıklılar’a bağlanmıştı. Finansal okuryazarlığı yüksek kesimin takip edebildiği bu terim de günlük ekonomi hareketlerinin bir parçası oldu. Peki finansal okuryazar mıyız? Prof. Alkin bugünkü yazısını finansal ve kredi okuryazarlığına ayırdı

“BIYIKLI YABANCI “KAVRAMI İLE NE ZAMAN TANIŞTI

Türkiye ‘bıyıklı yabancı’ kavramıyla ilk kez 1988 yılında tanıştı. Dönemin hükümeti borsaya vergi getirdi. Ancak, yabancı yatırımcılar bu vergiden muaf tutuldu. Bu şartlar altında, yabancılar borsadan elde ettikleri kârın tamamını ceplerine indirirken, yerliler vergi ödemek zorunda kaldı. Nitekim yerliler de vergi ödemekten kurtulmanın yolunu kısa sürede buldu. Yabancı aracı kurumlarla anlaşan yerliler yurtdışından işlem yapmaya başladı. Onların adı da ‘bıyıklı’ yabancı oldu.

Sabah gazetesi yazarı Prof. Kerem Alkin bugünkü köşesinde ‘finansal okuryazarlık’ ve ‘kredi okuryazarlığı’ konusunu masaya yatırdı.

Kerem Alkin’in ‘Kredi Okuryazarlığı için güçlü farkındalık’ başlıklı yazısı:

Bu hafta, hem ekonomi alanında toplumsal bilinci oluşturmak adına, hem de bireylerin ekonomik kararlarında ve tercihlerinde kritik önemde bir alan olması gerçeği ile, ‘kredi okuryazarlığı’ anlayışının pek çok yönüyle ele alındığı bir haftayı idrak ediyoruz. Kredi okuryazarlığı esasen ‘Finansal Okuryazarlık’ ana kavramının vazgeçilmez bir sacayağı. Çünkü, başta G20 ve OECD üyesi ülkeler olmak üzere, dünyanın önde gelen ekonomilerinde tasarruf bilincinin güçlü bir şekilde oluşturulması ve tasarrufların doğru alanlarda verimli ve sürdürülebilir yatırımlara dönüşmesi, ülkenin önde gelen kurumlarının ve kanaat önderlerinin toplumunun bütününde ‘finansal okuryazarlık’ ve ‘kredi okuryazarlığı’ bilincini ne kadar güçlü oluşturabildikleri ile doğrudan bağlantılı.

Bu yıl ikinci düzenlenen ‘Kredi Okuryazarlığı Haftası’na, Kredi Kayıt Bürosu’nun liderliğinde, Türkiye’nin birbirinden değerli finans kurumları ve finans sektörlerimizi temsil eden STK’lar destek vermekteler. Kredi Kayıt Bürosu’nun kapsamlı ve başarılı çalışmaları, kredi okuryazarlığı noktasında, ister reel sektör tarafında, bilhassa KOBİ’lerimiz nezdinde, isterse de bireysel bazda, doğru kredi kullanımı, kredi koşullarının doğru seçilmesi, bireyin ve firmanın kendi finansal durumunu iyi analiz etmesi, kredilerin doğru yatırımlara yönelmesi ve Türkiye ekonomisine yüksek katma değer kazandırması adına önemli bir farkındalık imkanı da sağlamakta. Bu hafta boyunca yapılan ‘farkındalık’ amaçlı seminer, panel, webinar ve etkinlikleri https://krediokuryazarlikhaftasi. com/ dan da takip etmek mümkün.

Bir ülkenin eğitim sisteminde ve aileden başlayarak, küçük yaşlardan itibaren topluma finansal okuryazar olmayı özendirmek, bireye yaşamının ilerleyen dönemlerinde mali açıdan güvende olması için ihtiyaç duyduğu araçları ve kaynakların ne olduğunu hususunda güçlü bir bilinçlenme sağlamakta. Bu hususun öneminin farkında olan OECD üyesi ülkeler, OECD çatısı altında yürütülen standardizasyon ve farkındalık çalışmalarından da azami ölçüde yararlanarak, kendi ülkelerinde kapsamlı ulusal programlar yürütmekteler. Çünkü, bir ülke ekonomisinde finansal okuryazarlık ve kredi okuryazarlığı konusunda gereken bilinci yeterince oluşturamama, finansal okuryazarlık eksikliği, yanlış harcama kararları ve bütçeleme anlayışı eksikliği nedeniyle, ‘sürdürülemez’ borç yüklerinin birikmesi gibi bir takım risk ve tehditlere yol açmakta.
Bir başka ifadeyle, bireyin kendisi veya sahip olduğu firma için yanlış kredi kullanımı, iflas, varlıklarının haczi veya diğer olumsuz sonuçlarla karşı karşıya kalınması, ekonomideki tasarrufların ve finansal kaynakların heba olmasına da sebep olmakta. Bu noktada, finansal okuryazarlık, esasen bir bireyin kendi parasıyla, ya da firmasının, şirketinin finansal kaynaklarıyla nasıl akıllı kararlar alabileceğinin bilgisini bir topluma aşılama anlamına da geliyor. Böyle bir bilinçlenme ise, yurtiçi ve yurtdışı ekonomik koşullardaki değişimin tasarruflar ve kullanılan kredi üzerindeki olası etkilerini ölçmeyi, anlamayı ve bireysel emeklilik için yararlanılacak yatırım araçlarını ayırt etmeyi de kapsamamakta.

Bu bilinçlenme, bireylerin tasarrufları veya yatırımları için kredi kullanımına yönelik daha akıllı kararlar almalarını ve kişisel mali durumlarıyla ilgili daha sorumlu bir şekilde hareket etmelerini de sağlıyor. OECD bünyesindeki çalışmalar, son dönemde bilhassa KOBİ’lere, sosyo-ekonomik olarak dezavantajlı gruplara ve yaşlıların, gençlerin ve kadınların finansal okuryazarlık ihtiyaçlarına yönelmiş durumda. Çünkü, çalışmalar 30-59 yaş arası yetişkin erkeklere göre bu grubun farkındalığının düşük olduğunu gösteriyor. Türk ekonomisine kredilerin yüksek katma değer kazandırması adına, Kredi Kayıt Bürosu’nun bu başarılı çalışmalarının, ‘yaşam boyu farkındalık’ adına tüm bir yıl devam edecek bir ‘akademi’ formatına da dönüştürülmesini de dileriz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx