Zeytin çekirdeğinden üretti! 11 ayda doğada tamamen kayboluyor

Posted by

Zeytin çekirdeği atıklarından çevre dostu plastik ve deri üretimi yapan bir şirketin kurucu ortağı olan Yılmaz, AA muhabirine, doğa dostu üretime nasıl başladığını, kurduğu şirketin faaliyetlerini ve hedeflerini anlattı.

Bir pazar kahvaltısı sırasında, babasının, mide sorunlarına iyi geldiği düşüncesiyle zeytin çekirdeği yuttuğunu gördükten sonra zeytin üzerine araştırmalarına başladığını aktaran Yılmaz, öğrenci evinde kurduğu laboratuvarda çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.

Çalışmalarını bir şirket kurarak devam ettirdiğini ve kurucu ortağı olduğu şirketin büyüyerek 30 milyon dolarlık bir değerlemeye ulaştığını ifade eden Yılmaz, yaptıkları faaliyeti “Biz yüzyıllarca yaşayabilen kadim bir ağaç olan, barışın simgesi olan zeytin ağacından gelen atığı ürüne dönüştürüyoruz ve o ürün plastik sektörüne kazandırılıp tekrar kullanılabilir bir ürün haline geliyor.” sözleriyle tanımladı.

Buluşuyla, Uluslararası Genç Liderler Ve Girişimciler Derneği (JCI) tarafından 2019’da düzenlenen “Dünyanın en başarılı 10 genci” listesine giren Yılmaz, zeytin çekirdeği atığından ürettikleri polimer türünün elektronikten gıda ambalajına, medikal sektörden tekstil ürünleri ve otomotiv sektörüne kadar günlük yaşamın birçok alanında kullanıldığını, bugüne kadar araç içi panel, torpido gözleri, far parçaları, siperlik, askı, etiket, kozmetik ambalajlar, ambalaj kapakları, diş fırçası, taraklar, düğmeler, biberonlar, emzik parçaları, mobilya, termos, saksı gibi farklı ürünlerin bu hammadde ile üretildiğini anlattı.

Ortak çalıştıkları bir tekstil firması ile birlikte, zeytin çekirdeğinden ürettikleri polimerleri ve aynı yapıdaki bitkisel atıkları kullanarak dünyanın en yüksek oranlı bitkisel derisini meydana getirdiklerini de vurgulayan Yılmaz, yüzde 70 bitkisellik oranıyla ürettikleri deriyle, dünya markalarıyla birlikte çalışmaya başladıklarını ifade etti.

– 11 AYDA DOĞADA TAMAMEN KAYBOLAN PLASTİK

Yılmaz, ürettikleri polimer türü hammaddenin doğada 3 ayda çözünmeye başladığını, yaklaşık bir yıl içinde de yüzde yüz oranında kaybolduğunu belirtti.

Türkiye’de her yıl 500 bin ton, dünyada ise 6 milyon ton zeytinyağı fabrikası atığının ortaya çıktığını aktaran Yılmaz, bu atıkların en yaygın bertaraf edilme yönteminin yakılma olduğunu ancak prina adı da verilen bu atıklar yakıldığı zaman içlerindeki karbon bağlarından ve yüksek aktif karbon miktarlarından dolayı kömürden tam 12 kat daha fazla karbonmonoksit gazı açığa çıkardığını bildirdi.

İklim değişikliğiyle mücadele ederken küresel ısınma ve ozon tabakası üzerinde ciddi etkileri olan bu tür emisyonların önüne geçilmesi gerektiğinin altını çizen Yılmaz, “Yeşil dönüşüm kapsamında, özellikle 2030 sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda firmalar bu anlamda denetlenmeye başlanacak. Bu denetimler sonucunda prinanın yakılması engellenecek. Hiçbir kullanımı olmayan bir ürünü neden bir malzemeye çevirmeyelim?” ifadelerini kullandı.

– ŞİRKETLER İÇİN BİRÇOK AVANTAJ SAĞLIYOR

Avrupa Parlamentosunun 24 Haziran 2021 tarihinde onayladığı “Yeşil Mutabakat”ı hatırlatan Yılmaz, buna göre firmaların polyester, poliüretan gibi plastik türevli malzemeleri üretimde kullanmaları durumunda Avrupa Birliğine vergi ödemek durumunda kalacaklarını söyleyerek “Biz aslında petrolle neredeyse başa baş fiyatlı, uygun maliyet avantajı olan bir ürünü sektöre taşıdık. Böylece daha çok alanda bitkisel plastik kullanımı ile firmalar ‘Yeşil Mutabakat’ doğrultusunda vergilendirme sisteminden arınmış olmanın yanında maliyetten kar elde etmiş oluyor ve sosyal bilinçlerini gösteriyorlar.” dedi.

Birkaç yıl içinde kendi üretim tesislerinin karbon nötr olmasını sağlayarak sadece son ürünlerinde değil, tüm ana projelerinde sürdürülebilirlik ve doğallığı esas alacaklarını belirten Yılmaz, şöyle devam etti:

“Biz Türkiye’nin özellikle yeşil üretim teknolojisi alanında da öncü olmasını istiyoruz. Yola çıkış amacımız sadece ticari bir kaygı değil, bunun arkasını dolduran sosyal bir etki oluşturmak önemli. Çünkü şuna çok inanıyorum: Her birimizin dünyaya gelirken belli amaçları var ve seçimleri kendimiz yapıyoruz. Hayatımızda tüketerek mi geçireceğiz, üreterek mi geçireceğiz ve üretirken de doğru tüketim bilincini nasıl oluşturacağız?”

İlerleyen dönemlerde plastik ve derinin yanı sıra kağıt ve mobilya sektörleri için de ürünler geliştirmek istediklerini ifade eden Yılmaz, “Birçok farklı sektörde sürdürülebilirliği artırmak ve sosyal etkiyi genişletmeyi amaçlıyoruz. Sürdürülebilir ve etki odaklı bir iş yapmanın vicdanen rahatlığı çok yüksek. Çünkü yaptığımız işin bir noktada bir yere dokunması gerekiyor. En büyük hedefim de dünyada güzel, kayda değer bir iz bırakmak.” değerlendirmesinde bulundu.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.